| |
Safranbolu' da eskiden ticaret ,el sanatları üretimi ve zanaatlar,
"Lonca" sistemi ile yürütülürdü. Yemeniciler Loncası, Tabakhane Loncası,
Demirciler Loncası gibi. Semercilik, bakırcılık, kalaycılık,
kunduracılık, saraçlık, nalbantlık kaybolmak üzere olan
zanaatlardandır. Bugün Safranbolu' nun
Çarşı kesiminde lonca geleneğine göre kurulmuş çarşıları, o
günlerin havası içinde izlemek hala mümkündür.
Pabucu dama atılmak :
Yemeni denilen ayakkabıların yapımı aynı meslekten zanatkarların bulunduğu arastalarda (çarşı)
yapılırdı. Burada yapılan yemenilere belirli bir kullanma süresi verilirdi.
Satılan yemeni kullanım süresinden önce eğer yıpranmış ise kullanıcı
(tüketici) yemeniyi alır lonca başkanı olan Kethuda' ya getirirdi. Kethuda yemeni
üzerinde kısa bir inceleme yapar ve daha sonra en kıdemli ustaları toplar yemeni üzerinde ayrıntılı
bir inceleme yaparlar. Yemeni kullanım hatasından mı? veya yapım hatasından mı
eskimiş? Bu tesbit edilirdi. Eğer kullanım hatasından eskidi ise tüketiciye gerekli açıklama
yapılır. Eğer yapım hatasından eskidi ise o yemeniyi yapan usta lonca
merkezine çağrılır. Ona hatalı yemeni yaptığı gösterilir ve ceza olarak
yapmış olduğu hatalı yemeni ve dükkanında bulunan diğer yemenilerde hava almayan
karanlık ve rutubetli bir yer olan dükkanın zeminindeki dama atılır ve
burada çürümeye terk edilir. Bu yemenici hatalı ve hileli yemeni ürettiği için
cezalandırılmış olur. Çoğu zaman pabucu dama atılan üretici dükkanını kapatıp o
yöreyi terk eder. Çünkü hileli mal yaptığı herkes tarafından duyulmuştur. |
|
| |
Dericilik
Safranbolu'nun en önemli üretimi deri ve deri eşyadır. Safranbolu'da dericiliğin
ne zaman başladığını bilmiyoruz. Bu işe çok uygun Tabakhane Deresi vadisinin,
hem doğal yapısı hem de tabaklamakta kullanılan su kaynağı, atık suyun kolay atılabilmesi,
pis koku ve görünümlerin esas kenti etkilememesi açısından belki de çok eskiden beri
tabaklığa ayrıldığını söyleyebiliriz. Dericilik 18.yy sonuna kadar Osmanlılarda ileri
bir düzeydeydi. Safranbolu'daki dericilik hakkında Mordtmann 1852 yılında ekonomik değeri
olduğunu yazıyor. 1890 yıllarında ise 84 tabakhane sayılıyor. Yine o yıllarda kentin nüfusu
7500 olduğuna göre dericilik çok yoğun bir üretim kolu olmalıdır. Safranbolu'nun dış etkenlerden
uzak kalması ve makineleşmenin dericiliği geç etkilemesi bu üretimin 20. yy ortalarına kadar az
çok devamına neden olmuştur. Loncalar 1910'da kanunla kaldırılmış olmasına rağmen gelenekler içinde
etkisi gittikçe azalarak devam etmiştir. Daha sonra yarı işlenmiş derilerin Avrupa'ya ihracı kârlı
olmuş ve bunları satan tacirler içinden zenginler türemiştir.
1924'te yayınlanan Safranbolu Ticaret ve
Sanayi Odasının kitapçığında yüze yakın tabakhanede 415 kişinin çalıştığı; yemenici, kunduracı, dikici
olarak 430 kişinin olduğu; sahtiyan, manda gönü, siyah ve beyaz vakete, kösele olarak 84.600 Osmanlı
lirası ihracat yapıldığı; kösele, glase ve rugan olarak 17.900 Osmanlı liralık Avrupa deri ithal edildiği;
çevreden 56.000 Osmanlı lirası değerinde sığır, manda, keçi, koyun derisi getirtildiği, deri ile
uğraşan 16, yemeni, kundura, kavafiye ticareti ile uğraşan 5 tacirin olduğu yazılır. Yine aynı yıllarda
Safranbolu Debbağ Şirketi bir deri fabrikasını tamamlamak üzeredir. Bu fabrika ne yazık ki çok kısa bir süre çalışabilmiştir.
Ayakkabı modası, köylü için daha ucuz lastik ayakkabıların satışa çıkması yemeniciliğin önemini azalttı.
Yarı işlenmiş derilerin de Anadolu'nun çeşitli yerlerinde kurulan fabrika ürünleriyle son olarak Demir
ve Çelik Fabrikası dericiliğin sonu oldu.
Tabakhane
Aynı adla anılan dere boyunca bir vadi içinde yer alır. Mescidi ve kahvesi vardır. Mescit altından
çıkan su kimyasal yapısı ile tabaklığa uygundur. Vadi kenarlarında yer alan doğal ve yapay
çukurlara bırakılan deriler belirli bir sürede olgunlaşır. Tabaklık yorucu ve uzun süren bir
iştir. Bu işte çalışanlar lonca düzeninde örgütlenmişlerdi. Çevreden toplanan ham deriler burada
işlenerek en iyi işlenmiş deri haline gelir. Deri işlemede kullanılan yöntem gelenekseldir. 1975'te
geleneksel yöntemle ara sıra çalışan iki işlikle,bazı işlemleri makine ile yapan iki işlik vardır.
Tabakhane' ye !ok mu yetiştirecen ?
Deri imalatıyla uğraşan zanatkarlar derinin üzerinde bulunan kılları ayıklamak için mayalanmış suya
batırırlar. Bu suyun mayalanabilmesi için belirli bir süre içinde köpek pisliğine
ihtiyaç duyulmaktadır. Bu süre içinde köpek pisliği gelmezse şayet su yeterince
mayalanmaz. Bunun için tabakhane çevresinde özel köpek yetiştirilirdi. Bu
köpeklerin pisliği yetmediği takdirde başka yerden köpek pisliği toplanarak mayalanma
süresi içinde acele olarak tabakhaneye yetiştirilirdi. Bunun için şimdi hızlı giden
birine söylenen bir sözdür.
Deri İşleyenler
Tabakhanede işlenen deriler dikiciler ,semerciler ve saraçlar tarafından alınır.
Arasta
Yemeni diken dükkân sahibi dikiciler, arasta denilen çarşıda toplanmışlardır. Yanlarında kalfa ve
çırak çalıştırırlar. Arastada 46 dükkân yer alır. Çok küçük olan bu dükkânların her birinde 3-5 kişi çalışır.
Yemeniler iplere dizili olarak dükkânda sergilenir. Yüzyıl başında üretilen yemeni türleri şunlardı:
Kadın ayakkabıları, küçükten büyüğe: zenne, zelgerde. Erkek ayakkabıları, küçükten büyüğe: lorta, ürüzger,
ulu ayak. Ayrıca mes ve süm süm mes yapılırdı. Üretilen yemeniler daha çok dışarıdan gelen kavaflara satılır.
Bunlar çok sayıda hayvan ve denklerle Safranbolu'ya gelirler. Dikiciler cumartesi günü öğleden sonra,
ürettikleri yemenileri sepetlere koyarlar ve alıcılara toptan verirler. Alıcılar çoğunlukla iki haftada
bir gelir. Dikiciler sabahlara kadar süren uğraşlarına rağmen ancak geçinmişler, zengin olamamışlardır.
Tabak ile kasım ayından kasım ayına hesaplaşırlar. Daha önce para kullanılmaz. Safranbolu'daki yemeniciliğin
ne kadar etkin olduğu Kurtuluş Savaşı'nda ordu ihtiyacı bir bölümünü karşılamış olmasından anlaşılabilir.
1923'te 15.000 Osmanlı lirası değerinde kundura çevre köy ve kasabalara satılmaktadır.
1975'te arastada çalışan bir iki dükkân kalmıştır.
Semerciler ve Saraçlar
Ulaşımda önemli bir araç olan at ve eşek Safranbolu ve çevresinde çok sayıda
kullanılıyordu. Bu yüzden semercilik ve saraçlık yaygın bir üretim koluydu.
Çarşıda Semerciler İçi ve Saraçlar İçi adı verilen iki
sokakta toplanmışlardır.1923'te semercilikte uğraşan 120 kişi olduğu bilinmektedir.
1975 yılında birkaç semerci bulunuyordu.
Nalbantlık
Kent içinde her evde bir ya da iki binek hayvanı olduğu için bu hayvanların nallanması işlemini yapan nalbantlar vardı.
Demircilik
Çarşı bölgesinde bugün bile yaşayan demirciler eski devrin çok önemli bir üretim koluydular. Tarım
aletleri, koşum takımlarının parçaları, ahşap ve deri işlemeye yarayan aletler, ev ekonomisinde kullanılan
aletler, yapı üretiminde kullanılan alet ve malzemeler (balta, keser, çekiç, çiviler, burgu, güllap, kilit,
kapı halkası, şakşağı, demiri, yel demiri, kancası vb.) demirciler çarşısında yapılmaktaydı.
Bakırcılık
Safranbolu, çevrenin bakır çarşısıdır. Bugün yalnız kalaycılık ve dışarıdan getirilmiş bakır kap satan
bakırcılar, eski devirde kendileri bakır kap yapıp satıyorlardı.
Dokumacılık
Bez Dokuma
Dokumacılık evde yapılır. Bir kapalı ekonomi ürünü olmasına rağmen üretim fazlası satılır, yerine
çoğunlukla iplik alınırdı. Yüzyıl başında evlerin belki dörtte birinde dokuma tezgâhı vardı. Yine yüzyıl
başında artık iplik eğirilmiyor dışarıdan getirtiliyordu. Ticaret değeri olan bez daha çok kalın bezdir.
Bu bez tacire satılır. Tacir bunu boyattırır. Mavi boyalısından (Gök bez) köylüler erkek pantolonu yapar;
üzerine çeşitli desende baskı yapılanı ise çite bezi adıyla satılır. Köylü kadınlar bu bezden dizlik denilen
şalvar yapar. Ayrıca yatak yüzü, bohça yapılır. Tacir satın aldığı ince bezden ise üzerine baskı yaptırarak sofra bezi,
karakalem yazdırarak yazma baş örtüsü yaptırır ve satar. Yollu dokunan beze alaca denir. Döşemelik olarak da
kullanılır. 1923'te 72.500 Osmanlı lirası değerinde pamuk ipliği getirilmektedir. Yine aynı yıl 350 tezgâhta
bez dokunmakta ve dokunan beyaz bez çevreye satılarak 21.000 Osmanlı lirası gelir elde edilmektedir. Bugün dokumacılık kalmamıştır.
Mutaflık
Hayvan kılından harar, kıl heybe, yem torbası, kolan, at çulu, kepre, sergi (bulgur vb. serilen yaygı) bazı
evlerde kadın ve erkekler tarafından dokunur. Ticaret malıdır. 1923'te mutaflıkla uğraşan 120. kişi, ticaretini
yapan 5 tacir vardır. 9 bin Osmanlı liralık satış yapılmaktadır. Bugün mutaflık kalmamıştır.
Keçecilik
Koyun yünü ve eşek tüyünden evde ya da dükkânda yapılır. Tümüyle ticaret değeri olan bir iştir. 1923'te 10 keçeci olduğu biliniyor.
|
|